Hakkımızda

Hakkımızda

2016’nın Kasım ayında otuzuncu yılını dolduran Gelenek Türkiye’de aralıksız yayınlanan en eski Marksist teorik süreli yayın organı unvanını uzun süredir taşıyor. Bu inceltmeyi bilimsel titizlik adına yaptığımızı belirtmeliyiz. İsim benzerlikleri olabilir, yayın yaşamının başında Marksizm iddiasını taşıyıp sonradan uzak düşenler olabilir. Gelenek’i bunlarla karşılaştırmaya sokmak için yukarıdaki giriş cümlesini kuruyor değiliz. Biçimsel karşılaştırmaların dışında Gelenek’in içerik çizgisi benzersizdir.

Birincisi Gelenek bir siyasi hareketle özdeştir. 1986’da yayına başlar başlamaz Gelenekçiler olarak tanınan Gelenek hareketi, ondan sekiz yıl önce, Türkiye İşçi Partisi’nin dışına çıkmasıyla başlayan örgütsel tarihçesini bugüne gelindiğinde Türkiye Komünist Partisi’ne eriştirmiştir. Gelenek bu yolun politik deklarasyonudur, teorik altyapısının kurulmasıdır, derinleştirilmesidir.

İkinci olarak, ilk nedenle bir teorik yayın organı diyerek tanımlamış olamayacağımız Gelenek politik ve örgütsel angajmanı mutlak bir yaşantıya sahiptir. Teorik üretimin siyasetin ve hatta örgütün gereklerine tabi kılınması, Gelenek’in zaafı değil üstünlüğü olarak görülmelidir. En azından Gelenek kendi kendisini öyle görmüştür.

Üçüncü olarak ve yine bir önceki paragrafla bağlantılı olarak, Gelenek teorinin yaratıcılığı açısından düşünüldüğünde özgür bir performans sergilemeyi seçmemiş, hatta denememiştir. Gelenek, adı üstünde Türkiye’de ve dünyada devrimci düşünce ve eylemin Marksizm-leninizme içkin sağlam bir arka plana, besin kaynağına sahip olduğu iddiasıdır. Bu iddia gereği Gelenek’in ana çizgisi bir güncelleme, ana hatlarıyla verili bir çerçeveyi yeniden üretme olarak görülebilir. Ne bunun bir daralma, kısırlaşma anlamına geldiği doğrudur; ne de Marksist teorinin gereksinimleri bu misyona indirgenebilir. Gelenek teorinin bütün boşluklarına değil, özel olarak politik ve örgütsel pratikle bağlı bir misyonuna oturmuştur.

Dört; kuşkusuz Gelenek parlak ve vasat dönemlerden geçmiştir. Ancak bu değerlendirme misyonun bütünü çerçevesinde yapılmak durumundadır. Başka teorik performanslarda farklı olabilir, ama Gelenek’in yalnızca kendi sayfalarıyla başlayıp biten bir teste tabi tutulması olanaksızdır. “Çok iyi” denebilecek bir sayı bağlı olduğu siyasi hareketi ilerletmemiş, aklını açmamış, kadro kaynaklarını zenginleştirmemiş ise ortada bir sorun vardır.

Beşinci olarak, bu kayıtla birlikte Gelenek’in 1986-1992 dönemi hareketin, Türkiye solunun tarihsel bir tıkanışını kıracağı momente hazırlanmasını ifade etmek gibi özgün bir değere sahip olmuştur. “Eski yazılar” konuları yeniden ele alındığında hiç kuşkusuz daha gelişkin bir içerik ve dille yazılır, bu anlamda değişmek zorunda olurlardı. Ancak bu tür mutlak yorumlar Gelenek’in yargılanması açısından yanıltıcı sonuçlara götürecektir.

Altı; yeri gelmişken Gelenek bu kuruluş/hazırlık yıllarından sonra parti hareketimizde hak ettiği değeri bulamamıştır. Bu eksikliğin bir kısmı siyasi yayıncılığın tek dergiye sığmasının imkansızlığıdır. Gelenek yayıncılık gereksiniminin spesifik bir bölmesine çekilmiş ve ilk yıllarındaki dikkati çekmemiştir. Ancak bu makul açıklama Gelenek misyonunu önemsizleştirmez.

2017 baharında Gelenek’in tüm arşivinin okurun sürekli erişimine açılması benzer bir misyonu doldurma ihtiyacıyla da ilgilidir. Gelenek’in eski ve eskimiş sayılarının meraklılarına, uzmanlara hitap etmekle kalmamasını diliyoruz. Çünkü 2017 Türkiye solunda bir yeniden kuruluşla da anlamlandırılabilir. 1986’da bir tarihsel tasfiyeden çıkış örgütlenirken anlam kazanan Gelenek, 2017’de bir yeni çıkışın parçasıdır ve yakın zamanlarda gördüğünden daha fazla ilgiyi hak etmektedir.

Konu, Gelenek’in neyi, ne kadarını hak ettiği değildir. Türkiye’de komünizm mücadelesinin daha fazla teoriye, akıl toparlamaya, kaynaklarını güncellemeye ihtiyacı var. Komünistlerin daha etkili bir siyasete, daha işlevsel bir örgüte, bunlar için daha güçlü bir kadrolaşmaya ihtiyaçları var. Türkiye’nin, ülkemizin işçi sınıfının, emekçilerinin, emekçi gençliğinin daha yetkin bir donanıma ihtiyacı var.

AKP’li yılların getirdiği yıkım, Marksist hareketin akıl tutulması derecesine varan dağınıklıkları, kapitalizmin az görülen düzeyde krizi ve devrimci olanaklar… Bunları devrimci iddiayla buluşturan bir partide bütün değerlerin kadrolarda cisimleşmesi hedeflenmelidir. Bugün Gelenek’e daha kolayca erişilmesine ihtiyaç var.

Bu arşivin bazı noktaları ise neredeyse uzmanlık soruları içermektedir. Bir siyasi mücadele aracının güncel polemiklerle yol alması zorunludur. Gelenek böyledir. Anlamak için ilgili dönemi de tanımak gereken çok materyal içermektedir. Veya bir örgütsel tarihin içinde kırılmalar olmaması imkansızdır; Gelenek yazarlarının bir bölümü bugün geriye doğruları ve yanlışlarıyla ürünlerini bırakıp başka siyasi rotalar tutturmuş olabilirler. Bazı çalışmalar çok ufuk açıcı, bazıları yazıldığında da bugün de zayıf olabilir…

Ancak bunların önemi sınırlıdır. Gelenek hareketi ve Türkiye Komünist Partisi arasındaki özdeşlik ise asıldır.

Gelenek’in eski sayıları uzmanları veya saf merakı tatmin etmenin ötesinde iş görmeli, eğitim programlarının parçası olmalı, kah solun gelişimini, tartışmaları izlemek için kah TKP’nin tarihinin kıvrımlarında gezinmek için bir referans haline gelmelidir.